11 Haziran 2022 Cumartesi

platon: şölen-dostluk notları

kitaptan* beğendiğim kısımları derlediğim bir yazı:
*kitap: şölen-dostluk, yazar: platon, çev: sabahattin eyüboğlu, azra erhat, türkiye iş bankası yayınları.  

Anselm Feuerbach: Platon'un Symposion'u

« Yalnız iyiler birbirlerine benzeyip dost olabilirler; kötülerse, herkesin de söylediği gibi, kendi kendileriyle bile uyuşamazlar; hep değişirler; günleri günlerine uymaz. İnsanın kendi içinde benzerlik ve uygunluk olmayınca, başkalarına da benzeyemez, kimse ile dost olamaz.  

Demek ki dost olan iyilermiş. Benzerin benzeriyle dost olması yalnız benzerlikten ötürü müdür? Dostun dosta faydalı olması yalnız bundan mıdır? Ya da, bir insan, benzerlik dolayısıyla, kendi kendine yapamayacağı bir iyiliği veya kötülüğü başka bir insana yapabilir mi? Kendinde bulamayıp da benzerinden beklediği bir şey var mıdır? Birbirine faydalı olmayan bu türlü iki insan birbirini ne diye arasın? Aramaz. O halde benzer benzerin dostu değildir; iyinin iyi ile dost olması, birbirlerine benzediklerinden değil, sadece iyi olduklarındandır. Ama iyi olan, iyilikten yana kendine yetmez mi? Yeter. 

Kendi kendine yetmek, hiçbir şeye ihtiyacı olmamak demektir. Hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, hiçbir şeyi aramaz. Aramayınca da sevmez. Sevmeyince de dostluk olmaz.

O halde nasıl iyiler iyilerin dostu olabilir? Birinin yokluğu ötekine zarar vermezse, bir araya gelmekten hiçbir faydaları yoksa, iyi ile iyi nasıl dost olabilir? Böyle iki insan birbirlerine nasıl değer verebilir? Vermez. Vermeyince de dost da olamazlar.

Benzer benzeriyle, iyiler iyilerle hiç geçinemezmiş. "Çömlekçi çömlekçinin, şair şairin, dilenci dilencinin düşmanıdır." Birbirine en çok benzeyenler arasında kıskançlık, kavga, düşmanlık eksik olmazmış; hiç benzemeyenler ise canciğer geçinirlermiş; fakir ister istemez zenginin dostu olurmuş, çünkü ondan yardım beklermiş; onun gibi güçsüz güçlüyü, hasta hekimi, bilmeyen bileni arar, severmiş. Hatta benzer benzerin dostu olmak şöyle dursun, bunun tam tersi doğrudur; birbirini en çok sevenler birbirine en az benzeyenlerdir; herkes kendine benzeyeni değil, tam karşıtını arar; nasıl ki kuru ıslağı, soğuk sıcağı, acı tatlıyı, keskin körü, boş doluyu, dolu boşu ister; çünkü her şey kendi karşıtı ile beslenir; benzerin benzere hiç faydası yoktur.

Düşmanlık dostluğun tam karşıtı değil midir? Demek ki, seven sevmeyenin, sevmeyen de sevenin dostu olur. Doğrunun doğrusu eğri, ölçülünün dostu ölçüsüz, iyinin dostu kötü. Halbuki dostluk birbirine benzemeyenler arasında olsaydı bu karşıt şeylerin de dost olmaları gerekirdi.

Demek ki ne benzer benzerin dostudur, ne de karşıt karşıtın. İyinin dostu belki de ne iyi ne kötü olandır.

Ne iyi iyinin, ne kötü kötünün, ne de iyi kötünün dostudur. O halde, dünyada dostluk varsa, geriye şu kalıyor: Ne iyi ne kötü, ya iyinin yahut da kendi benzerinin dostudur. Kötüyü karıştırmıyorum, çünkü onun dostu olamaz, değil mi? Benzer de benzerin dostu olamaz. Demek ki ne iyi ne kötü benzerinin dostu olamaz. O halde ne iyi ne kötü ancak iyinin dostu olabilir.

Sağlam bir beden ne hekim ister ne de yardım; kendi başına kalkabilir. Bir insan sağlam oldukça, sağlığından ötürü hekimin dostu olmaz, değil mi? Ama hasta, hastalığından ötürü hekimin dostu olur. Hastalık kötü, hekimlik faydalı ve iyi bir şeydir. İnsanın bedeni de, beden olarak ne iyi ne kötüdür. Beden, hastalık yüzünden hekimi arar ve sever. Demek ki ne iyi ne kötü, bir kötülük dolayısıyla iyinin dostu olabilir. Ama bu dostluki kötülüğün etkisiyle kendisinin de kötü olmamasına bağlıdır; o da kötüleşirse artık iyiyi özleyip sevemez; çünkü kötü iyinin dostu olamaz.

O zaman, bir nesne kendinde bulunan başka bir nesle ile her zaman bir mi olur, yoksa o nesnenin kendinde şöyle veya böyle bulunuşuna göre bazen mi bir olur? Bazen bir olması daha doğru görünüyor. Öyleyse, ne iyi ne kötü bir varlık, kendine bir kötülük katılınca bazen kötüleşir, bazen de kötüleşmez. Kötüleşmedikçe, katılan kötülük ona iyiyi aratır; kötüleşirse artık iyiyi isteyemez ve sevemez; çünkü artık o ne iyi ne kötü değil, düpedüz kötüdür; kötü ise hiçbir zaman iyinin dostu olamaz.

Demek ki dost, ister can, ister beden, ister bambaşka bir şey olsun, ne iyi ne kötüyken bir kötülükten ötürü iyi olmak arzusuna düşendir.

Korkarım ki dostu ararken hep yalancı dostlara, aldatıcı düşüncelere düştük. İnsan dost olunca, bir şeyin dostu olur, değil mi? İnsan bir şey beklemeden, hiçbir sebep yokken mi, yoksa bir şeyden ötürü ve bir şey beklediği için mi dost olur? Bir şeyden ötürü ve bir şey beklediği için. Dosttan beklediğimiz şeyin kendisi bize dost mudur düşman mı, yoksa ne dost ne düşman mı?

Hasta hekimin dostudur, hekimi, hastalığından ötürü ve sağlığa kavuşmak için sever. Hastalıksa kötü bir şeydir. Ya sağlık nasıl bir şeydir? İyi mi, kötü mü, yoksa ne iyi ne kötü mü? İyi bir şeydir. Ne demiştik, ne iyi ne kötü olan beden, kötü bir şey olan hastalıktan ötürü hekimlik bilgisini sever; hekimlik ise ayrı bir şeydir ve sağlık için verilir. Sağlık da iyi bir şeydir. Sağlık bedenin dostu, hastalık düşmanıdır. Demek ki, ne iyi ne kötü, kendisine düşman bir şey yüzünden, kendisine dost iyi bir şeyi bulmak için iyinin dostudur.

Kısacası insan, kendine dost olanı bulmak için düşmanı yüzünden dost olur.

Dost, kendine dost olanın dostu olunca, benzer benzerin dostu olmuş oluyor; deminse böyle bir şey olmaz demiştik.

Hekimlik sağlık için sevilir demiştik değil mi? O halde sağlık da sevilir. Sevilirse, bir şey için sevilir. O bir şey de gene sevdiğimiz bir şeydir; öyle kabul ettik. Bu sevdiğimiz şey de sevdiğimiz başka bir şey için sevilmiştir.

Ama böyle olunca, ondan ona gider dururuz, yahut da öyle bir şeye, bir ilkeye varırız ki ondan artık başka bir sevilen şeye gidilmez. Asıl sevilen şey o olur, bütün öteki sevdiklerimizi ona ulaşmak için severiz. 

Ben diyorum ki bütün bu birbiri için sevdiğimiz şeyler asıl sevginin birer gölgesi, bizi aldatan birer hayalidir; gerçek dost da bu ilkenin kendisidir.

İnsan bir şeye bağlanınca, bir baba oğlunu dünyada her şeyden çok sevince bu büyük sevgiden ötürü başka şeyleri değerli göremez mi? Bir gün oğlunun baldıran zehri içtiğini öğrense ve şarapla kurtulacağına inansa, şarap onun gözünde büyük bir değer kazanmaz mı? Şarabın konduğu testi bile kıymetli olur, değil mi? O zaman, babanın gözünde oğul neyse balçık kap da, bir içimlik şarap da odur.

Yoksa şöyle demek daha mı doğru olur: Böyle hallerde insan, bir şeyi elde etmek için başvurduğu çareleri değil, bu çarelerle elde edeceği şeyi düşünür. İnsan altına, gümüşe değer verir deriz, bu da yanlıştır. Altının, gümüşün peşinde koşarken asıl aradığımız, bunlar yoluyla elde edeceğimizi sandığımız ve her şeyden üstün tuttuğumuz bir şeydir. 

Dostluk için de böyle değil midir? Sevdiğimiz başka bir şeyi gözeterek sevdiğimiz şeylere dost dediğimiz zaman, dost sözü yersizdir. 

Gerçekten dostumuz olan, bütün sözde dostluklarla varmak istediğimiz şey olsa gerek.

Demek ki sevdiğimiz bir şeyi gözeterek sevdiğimiz, gerçek dost değildir.

O halde, kendisinde sevdiğimiz başka bir şeyi aradığımız dost, dost değildir. Asıl sevdiğimiz, iyinin kendisidir.

İyiyse kötüden ötürü sevilir, değil mi? Şöyle düşünelim: Demin varlıklar üç çeşittir dedik: İyi, kötü, bir de ne iyi ne kötü. Şimdi kötü ortadan kalktı da yalnız ikisi kaldı diyelim. Ne iyi ne kötü dediğimiz şeylerden hiçbiri, ne ruh, ne beden kötü ile karşılaşmayacak olursa, iyi artık bize faydalı olabilir mi, bir işimize yarayabilir mi? Hiçbir şeyden kötülük görmeyince, hiçbir yardıma ihtiyacımız kalmaz. O zaman deriz ki, bize iyiyi aratan ve sevdiren kötüymüş, çünkü kötü bir hastalık, iyi de onun devasıydı. Demek ki iyi kendi başına hiçbir işe yaramayan bir şeydir. İyi ile kötü arasında bulunan biz insanlar, onu kötüden ötürü severiz öyle mi?

Öyleyse, bir şey gözeterek sevdiğimiz şeylerin hepsinde aradığımız gerçek dost, ötekilere hiç benzemeyen bir dosttur. Ötekilerle, sevdiğimiz başka bir şeyi gözeterek dost oluyoruz; gerçek dostuysa, bunun tam tersine, bir düşmanı gözeterek seviyoruz, ama düşman ortadan kalkarsa o da dostumuz olmaktan çıkar sanıyoruz. 

Kötülük ortadan kalkınca, kendiliğinden kötü olmayan şeylerin de ortadan kalkması gerekir mi? Gerekmez. Demek ki ne iyi ne kötü olan arzular kötülük ortadan kalkınca da vardır. Arzulayan, tutulan insanın arzuladığı, tutulduğu şeyi sevmemesi mümkün değildir. O halde, kötülük kalmadığı zaman bile dostluk vardır. Dostluğun sebebi gerçekten kötülük olsaydı, dostluğun da ortadan kalkması gerekirdi; çünkü sebep yok olunca, sonucu da yok olur.

Sakın dostluğun sebebi, arzu olmasın? Öyle olunca arzu eden bu arzuyu duydukça, arzu ettiği şeyin dostu olur ve bizim dostluk için bütün söylediklerimiz masal gibi boş bir gevezelik olmakla kalır.

Peki ama, arzu eden kendinde eksik olan bir şeyi arzu eder, değil mi? Bir eksiği, bir ihtiyacı olan, o eksiğin, o ihtiyacın dostudur. İnsanın ihtiyaç duyduğu şey, bir eksiği tamamlayacak olan şeydir. Öyleyse aşkta, arzuda, dostlukta insan kendine uygun geleni arar. O halde, bir insan bir insan için dostluk, aşk, arzu gibi şeyler duyuyorsa bu duyguların tek sebebi, ikisinin ruhları, huyları, adetleri veya görünüşleri arasında bir uygunluk bulunmasıdır. Buna göre insan kendi tabiatına uygun olanı ister istemez sevecektir. Öyleyse, gerçekten ve candan seveni, sevgilisi de ister istemez sever.

O halde demin kabul etmediğimiz bir dostluk anlayışına dönüyoruz, çünkü; böyle olunca, iyi iyinin, kötü kötünün, eğri eğrinin dostu olabilir.

Nasıl olur? İyi ile uygun bir şeydir, dersek, iyi yalnızca iyinin dostu olur demiş olmaz mıyız?

Demek ki ne sevenler dost, ne sevilenler, ne benzerler, ne karşıtlar, ne iyiler ne uygunlar, ne de sözünü etmediğimiz daha bir sürü başka şeyler... O kadar çok ki hatırlamıyorum. 

Bütün bunların hiçbiri dost değilse susmaktan başka çare kalmıyor.

Bizi dinleyenler buradan giderken diyecekler ki, birbirine dost diyen bu insanlar, daha dost nedir bulup çıkartamıyorlar. »

podcast: "salgınların mekaniği" (mécaniques des épidémies): kolera & aids

şu an başlamış bulunduğum ve devamını getireceğimi ümit ettiğim podcast serime hoş geldiniz. bu sene para vererek kullandığım birçok uygulam...